Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla

Bugün bu yazımda Muhammed peygamberin nasıl “putlaştırılıpta” onun canı pahasına bize ulaştırdığı Kuran mesajının ise bu putlaştırılmanın nasılda arka planına atıldığını inşallah göstereceğim. Yine de her şeyin en doğrusunu Allah (C.C.) bilir. Yorum olarak beni eleştirenden, görüşlerini bildirenden, hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun. 🙂

Allah, insanlara dünyaya gönderilme amaçlarını ve daha birçok bilgiyi göstermek adına mesajını belli aralıklarla ve seçilmiş elçiler ile bize göstermeye çalışmıştır. Bu süre zarfında peygamberlerin getirdiği mesajlar kimilerince özgür iradeleri doğrultusunda inkar edilmiş kimilerince ise kesin bilgi veya delil ile iman edilmiştir. Bizim toplumumuza da Muhammed peygamber ve onunla birlikte gerçeği içeren Kuran gönderilmiştir. Muhammed peygamber insanları sadece Allah’a çağırsa da iş sonrasında çığırında çıkmıştır.

26-Şuara-178/179/180: Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah’ı dinleyin ve beni izleyin. Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Rabbine aittir.

Günümüzde Muhammed peygamberin canı pahasına bize ulaştırdığı mesaj anlamsız bir şekilde maalesef ölülerin arkasından okunuyor, muska yapılıyor, şifa için cinsel organa okunuyor, anlamı bilinmeyen dilde okunuyor, titreşimlerinden medet umuluyor ve daha birçok Kuran’ın gönderilme amacıyla alakasız işlerde kullanılıyor. Bu mesajı bize ulaştıran peygamberin saçı, sakalı, hırkası, ayak izi hatta atının izi gibi şeyler ise putlaştırılmakta! Bakınız özellikle “putlaştırılmakta” diyorum çünkü bunlar müze faaliyeti dahi görmüyor!

Bu saygı değil hakarettir! Bu saygı değil putperestliktir! Bu saygı değil akletmemektir! Bu “peygamberimize saygıdan yapıyorum” demek değil peygamberi şirk aracı olarak kullanmaktır! Bu kılların tüylerin kime ait olduğu bile belli olmayan, DNA testinin dahi mümkün olmadığı bir devirden bahsediyoruz! Kaldı ki belli olsa bile sizce Muhammed peygamber böyle bir şeye müsaade eder miydi! Muhammed peygamber geri dönse ve şu tabloyu görse kesinlikle “kim bu putperest” halk diye mücadele ederdi!

Muhammed peygamberin ölümünden “bir kaç yüz yıl” sonra başlayan siyasi mücadeleler, hadis uydurmacılığı, Allah’ın yasakladığı mezhepçilik ve daha birçok İslam dışı faaliyetler ile Müslümanlar “tevhid postuna girmiş şeytanlarca” aldatıldı! O zamanlar kimse bu yanlış demediği, diyemediği için bu zamana kadar gelen yanlışlara da “bu kadar alim ulema yıllardır yanlış dememişte sen mi doğrusun!” diyerek, söylediğimiz “Kuran ayetine” karşı bizleri “Muhammed peygamber düşmanı”, “Vahhabi”, “Bilmem ne ajanı” gibi iftiralarla suçladılar. Oysaki söylediğimiz tek şey, “bu hadis veya söylediğin bu şey İslam’dan olamaz, Muhammed peygamber bunu diyemez çünkü Kuran bunun tam tersini söylüyor!” demekten başka bir şey olmadı! Bize “Muhammed peygamber düşmanı” diyenler Muhammed peygambere en büyük düşmanlığı onun canı pahasına bize getirdiği Kuran’ı terk ederek ve onun dışındaki kaynak ve kişileri dost edinerek yaptılar.

Ercümend Özkan: “Hiçbir yanlış, üzerinden asırlar geçtiği için doğrulaşmaz. Bir sapıklık kıdemlendikçe gerçek haline dönüşemez, dönüştürülemez…”

1.Muhammed peygambere “Kainatın Efendisi” dendi hem de Fatiha’nın ikinci ayeti ve Tahrim suresinin ikinci ayeti kainatın “EFENDİSİNİN” Allah olduğunu söylerken!

1-Fatiha-2: Övgü, evrenlerin Rabbi (efendisi) Allah’adır.
66-Tahrim-2: … Mevlanız (efendiniz) Allah’tır. O, bilendir, bilgedir.

2.Muhammed peygambere Miraç Kandili ile kurulan komploya kimse aldırış etmedi ve bu durum Muhammed peygamberin namaz vakitleri konusunda Allah ile pazarlık yapan biri halinde görünmesine sebep oldu. Ayrıca namazın Muhammed peygamber ile başlamadığı; İbrahim peygamberdendir var olduğu Kuranda bize bildirilmişken.

22-Hac-26: İbrahim’i Evin (Kabe’nin) mekanına yerleştirmiştik: “Bana hiç bir şeyi ortak etme. Evimi de, ziyaretçiler, orada yerleşenler, rüku ve secde edenler için temizle.

2-Bakara-125: …İbrahim ve İsmail’e şu sözü ulaştırmıştık: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi temizleyin.”

3.Muhammed peygamberi “kelime i şehadete koydular.” Oysa Kuran’da “La ilahe illallah” veya “La ilahe illa hu” (Allah’tan başka ilah yoktur.) ifadeleri otuz defadan fazla tekrarlanırken ve hiçbir yerde de bu ifadeye “herhangi bir elçinin” isminin iliştirildiği görülmez ve aksine Allah tek başına anılırken!

3-Ali İmran-18: “Allah, kendisinden başka ilah olmadığına şehadet eder. Melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de…”

Oysa Muhammed peygamberi bu şehadete ekleyenlerin, ahirete inanmayan insanlar olduğu ve Allah’ın “tek başına anılmasından” hoşlanmayan kişiler olduğu kitapta açıkça belirtilmiştir.

39-Zümer-45: Allah tek başına anıldığı an ahirete inanmayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O’nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

4.Muhammed peygamberi Kuran’dan olmayan uyduruk dualar (Ettehiyatu) ile namaza soktular. Oysa Allah kitabında, “Kitaptan kolayınıza geleni namazınızda okuyun ve mescitlerde yalnızca beni anın.” derken!

73-Müzemmil-20: … Öyleyse Kuran’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. …
29-Ankebut-45: Sana vahyetmiş olduğumuz oku ve salatı gözet. …
72-Cin-18: Mescitler sadece Allah’a aittir; öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın.

5.Muhammed peygamberin ismi duyulunca saygıdan ona salavat okuyan, elini kalbine getirerek selam söyleyen, anlamını bilmeden önüne “HZ” arkasına ise “S.A.V”  ekleyenler ne ilginçtir ki Allah’tan bahsedilince saygıdan Allah’ın ne önüne ne de arkasına hiçbir şey getirmeyip; düğünlerde “Allah Allah” diye yardırmaktalar. Oysa Kuran övülecek ve saygıya maruz tutulması gerekenin tek Allah olduğunu belirtiyor!

27-Neml-59: De ki, “Övgü Allah’a özgüdür. Selam (barış) da seçtiği kullarına olsun. Allah mı, yoksa onların ortak koştukları mı daha iyidir?”

60-Mümtehine-6: …Övgüye layık olan sadece Allah’tır.

6.Muhammed peygamber için “kainatın onun yüzü suyu hürmetine” yaratıldığını söyleyerek resmen Allah’ın dünyayı yaratmasındaki amacının Muhammed peygamber olduğunu söyleyen bu zihniyet, bir beşer olduğunu ve görevinin kendisine bildirilen vahyi bize bildirmekten başka bir şey olmadığını söyleyen Muhammed peygamberi şirk aracı olarak kullanmaktadır. Oysa Allah kainatı neden yarattığını Kuranda açıklıyor:

18-Kef-7: Biz kimlerin erdemli davranacağını sınamak için üzerindeki maddelerle yeryüzünü süsledik.

7.İnsanlar, Muhammed peygambere birtakım doğaüstü güçler yüklediler. Yok efendim eliyle ayı ikiye ayırmışta, yok gaybı biliyormuşta, yok melekmişte, yok nurdan yaratılmışta yok şöyleymişte böyleymişte oysa bakın Kuranda elçi ne diyor:

22-Hac-49: De ki: “Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım.”

6-Enam-50: De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum. Yok “Ben gaybı bilirim.” Yok “Ben meleğim.” de demiyorum. Bana ne vahyediliyorsa, ben ancak ona tabi olurum” De ki: “Kör, görenle bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?”

Bakın sizinle ilginç bir şey daha paylaşayım. Muhammed peygamber kendisine kitap indirilmeden önce “kitap nedir, iman nedir” bilmeyen birisiydi. Bakınız:

42-Şura-52: Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir iman nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun.

8.İnsanlar Muhammed peygamberi alabildiğince yüceltmek için (ki bana göre bu tamamen kitaba aykırı bir şirk ve putlaştırmadan öte değil) Muhammed peygamber ile diğer elçileri utanmadan “üstünlük sıralamasına” dahi soktular! Böyle bir saçmalık olamaz. Sanki Hristiyanların veya Yahudilerin başka Allah’ı var ve onlara giden elçiler başka mesajlar vermişte; Müslümanların başka bir Allah’ı var ve bize gelen elçide başka şeyler anlatmış gibi Muhammed peygamberi diğer elçilerle üstünlük yarışına sokuyorlar! Onun doğum gününü kutlarken diğer elçilerinkini kutlamıyorlar hatta kutlamayı utanmadan haram kılıyorlar! Oysa bakın Allah Kuran’da ne diyor:

2-Bakara-285: Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da… Hepsi, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: “Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.” Derler ki: “İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.”

9.Örnekler çoğaltılabilir ama son bir örnek vererek yazımı bitirmek istiyorum. Muhammed peygambere “Allah’ın sevgilisi” deniliyor. Bu nasıl bir mantıktır aklım almıyor. Kuranın hiçbir yerinde “habibullah” kelimesi geçmez. Bu nereden geldi biliyor musunuz? Hristiyanlık inancı da tıpkı bizim topluluğumuz gibi kitapta olmayanları uydurmaya ve inanmaya bayıldıkları için Allah’ın çocuk edindiği (İsa) yalanını uydurdular! E bizimkilerde geride durur mu! Onlarda “AllahMuhammed peygamberi de sevgilisi yaptı” diye giriştiler. Oysa Bakınız Kuran İsa yalanı için ne diyor, lütfen bu ayeti kendinize de uyarlayın neticede boşa gönderilmedi bu ayet.

18-Kehf-4/5: Ve “Allah çocuk edindi” diyenleri de uyarsın. Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.

Kuran’a taban tabana zıt olan bu tarz söylemlerin kaynağı Muhammed peygamberin ölümünden “bir kaç yüz yıl” sonra uydurulmaya başlayan hadislere/rivayetlere, İslam’ın yasakladığı mezhep kaynaklarına vs. dayanmaktadır. Muhammed peygambere saygı göstermek istiyorsanız onun yolu bu değil arkadaşlar! Onun yolu, peygamberin canı pahasına verdiği mücadeleler neticesinde ulaştırdığı bu kitabı açıp okumak, sorgulamak, tevekkür etmek, hayatımıza tatbik etmek ve Allah ile aldatanları görmek, göstermektir! İslam’da olmayan şefaat inancına rağmen Muhammed peygamberin şefaatini bekleyenler onun şefaatiyle değil maalesef şikayetiyle karşılaşacaklar! Dilerim şefaatini bekleyenler tarafında değil onun verdiği mücadelenin tarafında olursunuz. Selam ve sevgilerimle…

25-Furkan-30: Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey haline getirdi.” dedi.

7-Araf-3: Rabbinizden size indirileni izleyin, O’ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

43-Zuhruf-44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.

Reklamlar