Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla

Bu yazımda 2-Bakara-6/7/8/9/10/11/12/13/14/15/16/17/18/19/20. Ayetleri üzerine durarak “Allah’ın kalplerini ve kulaklarını mühürlediği ve de gözlerinde perde olanların” kimler olduğu, neden böyle oldukları üzerine inşallah duracağım. Yinede her şeyin en doğrusunu Allah (C.C.) bilir. Yorum olarak görüşlerini bildirenden, eleştirenden ve varsa hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun. 🙂

Başlıkta belirttiğim ayet özellikle ateistler tarafından çok fazla istismar edilen bir ayettir. Ateistler bu ayeti ileri sürerek “Tanrının acımasız” olduğunu iddia ediyorlar. Halbuki burada sorulması gereken öncelikli soru “bunu hak edenler kimdir?” sorusudur. Başlayalım.

2-Bakara-6: İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.

Allah inkar edenlerin özelliklerini sıralamaya başlıyor. İnkar eden kişi veya topluluk şudur demiyor, sadece özelliklerini veriyor. Yani bu kişi “size din anlatan biride” olabilir. Neyse ilk sırada hakikat karşısında “sabit fikirli” olanların bu kategoriye girdiğini görüyoruz.

2-Bakara-7: Allah kalplerini ve kulaklarını mühürler. Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.

Bu ayet şu soruları da beraberinde getirmektedir. “Bu kişi daha sonra doğru yola girmek isterse Tanrı bunu engellemiş olmadı mı?” ya da “Tanrı o kişinin gözünü, kulağını, kalbini mühürlediği için o kişi doğru yola gelemiyorsa Tanrı suçlu değil midir?” Bu sorular gerçeği arayan kişi için sorulması gerektiği kadar cevabının da “kitapta” aranması gereken sorulardır. Bakınız dikkatinizden kaçan nokta Allah’ın bu ayette o kişilerden bahsederken “büyük azap” için seçilmiş kişiler olduğunu belirtmesidir. Ancak bu seçilmişlik önceden beri bellidir şeklinde değil; kişinin az sonra sayacağımız özellikleri yerine getirmesiyle, kendi kaderini çizmesi (17/13) neticesinde oluşan seçilmişliktir.  Devam edelim…

2-Bakara-8: İnsanlardan öyle kimseler var ki aslında inanmadıkları halde “Allah’a ve ahiret gününe inandık.” derler.

İnkarcıların diğer özelliği ise “Allah’a ve ahirete gününe” inanmadığı halde inandığını söylemesidir. Peki bu kişilerin bunu yapmalarındaki amaçları nedir?

2-Bakara-9: Allah’ı ve müminleri aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.

Adamların tezgah belli… Din iman deyip müminleri “tevhit postuna girmiş şeytanlıklar” ile aldatmak! Bu tezgahta Allah’ı da aldatacaklarını düşünüyorlar ancak bunun imkansızlığının şuurunda bile değiller. Peki Allah onların bu yaptıklarına karşılık ne yapıyor?

2-Bakara-10: Kalplerinde hastalık var. Allah da hastalıklarını arttırır. Yalanları yüzünden acı bir azabı hak ederler.

İnkarcıların, “kalplerinde hastalıklı” insanlar olduğunu görüyoruz. Bunlar bu hastalıklı zihniyetleriyle insanları inanmadıkları halde Allah ile kandırmalarına karşı Yaratıcıda doğal olarak kalplerindeki hastalığı artırır ve böylece uydurdukları yalanlar yüzünden büyük azabı hak eden konumuna gelirler. (10/100) Arkadaşlar ayette bahsedilen bu yalanları lütfen hafife almayın zira ileride bu yalanların nasıl yalanlar olduğunu, kimlerin söylediğini ve İslamiyete ve insanlığa verdiği zararları görünce daha iyi anlayacaksınız. Devam edelim…

2-Bakara-11/12: Kendilerine “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” denildiğinde “Bizler sadece düzeltenleriz” derler. Oysa onlardır asıl bozguncu; farkında bile değiller.

İnkarcı kişiler müminleri aldatmak adına söyledikleri yalanlar ile yeryüzünde bozgunculuk yapan, fesat çıkaran bunu da “biz düzeltenleriz” adına yapan ve de bunun yanlışlığının farkına varacak şuurda dahi olmayan kişiler olduğunu görüyoruz. Önceden dediğim gibi bu yalanlar basit yalanlar değil arkadaşlar. Bu yalanlar; yeryüzünde fesat çıkaracak, bozgunculuklara sebep olacak ve müminlerin arasını ciddi manada açacak türden yalanlardır. Bu yalanlara birkaç örneği ilerleyen aşamada göstereceğim. Devam edelim.

2-Bakara-13: Kendilerine “Şu halkın gerçeği onayladığı gibi onaylayın” denildiğinde, “Akılsızların onayladığı gibi mi onaylayacağız” derler. Gerçek akılsızlar onlardır; fakat bilmezler.

İnkarcıların bir özelliği de Tanrıyı ve O’nun gerçeklerini onaylamış kişilerin onaylama kriterini “akılsızlık” olarak nitelendirdiğini görüyoruz. Devam edelim…

2-Bakara-14/15: Gerçeği onaylayanlar ile karşılaştıkları vakit “Gerçeği onaylıyoruz” derler; fakat sapkınları ile baş başa kaldıklarında “Sizinle beraberiz. Biz sadece onlarla alay ediyoruz./Onları hafife alıyoruz.” derler. Allah da, taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakarak onlarla alay eder.

İnkarcılar, gerçeği onaylayan inançlı kişiler ile karşılaştıklarında kalplerindeki hastalığı onlara belirtmeden onları tasdik ettiğini, onları onayladığını söylüyorlar. Bence bunun sebebi uydurdukları yalanların gerçeği onaylayan inançlı kişiler tarafından kolayca çürütülebilir olmasından kaynaklanıyor. 🙂 Ancak bunlar ne vakit kendi fikirdaşları ile baş başa kalırsalar aslında onlarla alay ettiğini, hafife aldıklarını söylüyorlar. Allah’ın dinini onaylamış kişiler ile alay edip hafife alsınlar bakalım, verilmiş süre sona erdiğinde asıl alay konusu kim olacak göreceğiz. Devam edelim.

2-Bakara-16: Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldı. Ticaretleri ne kâr bırakır, ne de onları gerçeğe ulaştırır.

İnkarcıların ne kar getiren ne de onları gerçeğe ulaştırmayan bir ticaret içerisinde olduklarını ve göz göre göre hidayet karşılığında sapıklığı, delaleti satın alacak kadar görme, duyma ve akletme duygularından uzak kişiler olduğunu çünkü amaçlarının zaten yeryüzünde fesat çıkarmaktan başka bir şey olmadığını bir kez daha görüyoruz. Sizce de bu zihniyet cezayı (büyük azabı) hak etmiyor mu? Devam edelim.

2-Bakara-17/18/19/20: Durumları, ateş yakan kimselerin şu durumuna benzer: Ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca Allah onların ışığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır. Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler. Ya da, karanlık, gök gürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. Allah inkarcıları böyle kuşatır. Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Allah her şeye gücü yetendir.

İnkarcıların sabit fikirlilikleri yüzünden hidayete karşılık sağır, dilsiz ve kör olduğunu görüyoruz. Allah harika bir benzetme yoluyla bunların durumunu ateş yakan kimsenin durumuna benzetiyor. Kuran gibi kocaman ve tükenmez ışık kaynakları bulamayanlar ışıklarının kaynakları sonlandırıldığında o karanlık içerisinde kör kalırlar! Ancak ne vakit ışık gelirse yinede inkarı, sapıklığı, fesatı, bozgunculuğu ve yalanlamayı seçerler!

2-Bakara-170/171: Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” dense “Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz” derler. Peki, ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı? İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak anlamadan tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler.

İnkarcıların durumunu özetleyen ve günümüze de inanılmaz ışık tutan bir ayettir bu! Biz insanlara “Senin söylediğin bu hadis/rivayet veya din diye sunduğun her ne ise Kuran’a aykırıdır.” dediğimizde bu kişiler bize “Bu kadar alim/ulema/hoca yanlış dememişte sen mi doğrusun!” diyorlar. Allah ise atalar hakkında ve çoğunluğa uyma hakkında bizi uyarıyor! “Ya onlar doğru yolu bulamamışsa ne olacak?” diyor! Ben bu ayeti okuduğumda bu kişinin cevabı değişmemekle birlikte bana olan siniri ise artıyor. Allah ne diyor “İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak anlamadan tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler.” Demek ki inkarcı kişi, gayet tabi inanan biride olabilirmiş!

6-Enam-116: Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler.

Yazımda inkarcıların özelliklerinin ne olduğunu gösterdim. Şimdi de sıra bunların kim olduklarını ve tevhit postunda görünerek Allah ile insanları aldatıp İslamiyete verdikleri zararları videolar ile gösteremeye geldi. Ben birkaç tane koyacağım dileyen YouTube’da merak ettiği kişinin adını yazarak “… sapıklıkları” diye daha fazlasına ulaşabilir. Yorum olarak görüşlerini bildirenden, beni eleştirenden ve varsa hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun. 🙂

43-Zuhruf-44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.

7-Araf-3: Rabbinizden size indirileni izleyin, O’ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

Reklamlar