Sofi’nin Dünyası: “Doğru bilgi doğru davranışa yol açar.

Sofi’nin Dünyası adında bir kitap okumaktayım, kimileriniz kitabı okumuştur kimileriniz ise okumamıştır. Felsefe tarihi üzerine bir kitaptır. Ben gayet başarılı buluyorum ve okumanızıda öneririm. Bu kitapta “Doğru bilgi doğru davranışa yol açar.” adlı cümleyi okuyunca (Sayfa: 82) bir iki cümle yazmak istedim.

Etrafımızda ki ve kendi hayatımızdaki davranışların “ÇOĞUNUN” bizi mutlu etmemesinin sebebi gerçektende bildiklerimizin doğru olmadığından kaynaklanıyor olabilir mi? Kaçımız bilgilerimizi sağlam ve emin bir temelle sağladık veya sağlamaya çalıştık?

Sokrates’e göre kendi düşüncelerine aykırı davranan insan mutlu olamazmış. Sokrates, “Neyin doğru olduğunu bilen, doğru olan şeyi yapacaktır.” diyordu. Doğru bilginin doğru davranışa yol açacağına inanıyordu. Ve ancak doğru davranan kişi doğru bir insan olabilirdi. Yanlış davranıyorsak, bu daha iyisini bilmediğimizdendir. Bilgimizi artırmaya çalışmak bu yüzden Sokrates için önemliydi. Buna benzer ifadeyi Temel Aksoy’da yazmıştı:

Hepimiz sürekli yeni bir şeyler öğrenmeyi “yaşam biçimine” dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Yeni dünyada başarının yolu çok şey bilmek değil hayat boyu öğrenmeyi bir zevk haline getirmekten geçiyor.

Sokrates’e göre “en akıllı kişi neyi bilmediğini bilendir.” Neyi bilmediğimizi bilmek öğrenmenin ve dolayısıyla mutlu olmanın en önemli noktasıdır bence. Bana göre bilmek, öğrenmek = mutluluktur. Bu, insana bildiğini zannettiği şeyleri veya öğreneceği şeyleri sağlam ve emin bir temele inşa ettirir.

En basitinden insanlar arasında düzgün bir iletişimin sağlanamamasının sebebi Sinan Canan’a göre kurduğumuz cümlelerdeki kavramları dahi bilmeyişimizden ve onlara kendi subjektif anlamlarımızı yüklemekten geçmekteymiş. (Sinan Canan-Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler)

Sinan Canan: “Guguklu saat misali, sunulan her fırsatta konuşmaya kalkmak, bu devrin müzmin hastalıklarından biridir.”

Oysa yapılması gereken Clavdius’un dediğidir: “Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil.” Ama insanların çoğu her şeyi biliyormuş gibi yapmakta ve etrafta inanılmaz bir bilgi kirliliğine ve bu kirlilikten yetişecek insanlara sebep olmaktadır. Eğer “Cosmos” adlı belgeseli izlediyseniz orada çok doğru bir söz var: “Her şeyi biliyormuş gibi yapmak gerçeğe giden kapıları kapatır!” Bu insanların yaptıklarıda tam olarak bu! Gerçeğe giden kapılar; geleneklerle, sorgulamamakla, korkuyla, alışkanlıklarla, aşrı sabit fikirli olmakla, bireyin kendi olmasına izin vermeyen ailelerce ve daha birçok etkence kapatılmaktadır. Oysa Sokrates’in dediği gibi “kendi düşüncelerine aykırı davranan insan mutlu olamaz.” Örneğin: çocuğunuza kötü sözler söylemenin, kavga etmenin, kumar oynamanın, kibirli olmanın kötülüklerini anlatıyor ama bunun tam tersini hayatınızda yapıyorsanız siz Sokrates’in dediği gibi mutlu olamazsınız. Kim bilir belki çocuğunuz ve daha sonra toplumda mutlu olamaz. Sözleriniz ve eylemleriniz doğru ve tutarlı olmalı.

Mutlu olmanın yolu bana göre Sokrates’in dediği gibidir: “en akıllı insan neyi bilmediğini bilendir.” Bilmediğiniz konularda biliyor gibi yapmayın veya bildiğini bile bilmediğiniz çoğunluğa güvenmeyin zira dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir der, Goethe. Bulunduğunuz toplumun geleneklerini göreneklerini, inanç sistemini, ailenizin size verdiklerini daima sorgulayın, sağlam ve emin temeller ile kendinizi inşa edin. Hoşça Kalın.

8-Enfal-21/22: İşitmedikleri halde, “İşittik” diyenler gibi olmayın. Allah yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizdirler.

Reklamlar