Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla,

Bu gün size Kuran’ı bir kez olsun “anlayarak” anadilinde okumamış ve sorgulamamış insanların ağzından eksilmeyen ve benimde çok defa karşılaştığım ve de zamanında benimde sorduğum, “Kuran eksiksiz ise bana namazı göster! diyenler için bu yazıyı kaleme alıyorum. Yazı ister istemez uzun olacaktır çünkü kendimce Kuran’da ki namaz hakkında “tüm detayları” yazacağım. O yüzden konuyla ilgili her farklı başlığı numaralandırdım. Hızlıca geçmek için numaraları takip edebilirsiniz. Yine de her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Yorum olarak beni eleştirenden, görüşlerini bildirenden ve varsa hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun. 🙂

Konuyla alakalı bu okuyacağınız yazıya geçmeden önce Kuran’ın nasıl bir kitap olduğunu bilmenizi ve ona göre okumanızı, düşünmenizi ve sorgulamanızı rica ediyorum. Bu yüzden Kuran’ın nasıl bir kitap olduğunu bizzat ayetlerle kısaca göstermek isterim. İslam dininin tek kaynağı; Allah’ın eksiksiz (6/38-115), yeterli (29/51), apaçık (36/69), korunmuş (15/9), kolaylaştırılmış (54/17), ayrıntılı (6/114), her şeyi açıklayıcı (19/89), en doğru yola iletici (17/9), rehber ve şifa (41/44) ve de TEK SORUMLU OLACAĞIMIZ KİTAP, KURANDIR.(43/44) Ayrıca biz Kuran’dan biliyoruz ki Muhammed peygamberde Kuran’da olmayan bir şeyi söyleyemez! (69/44-45-46-47-48) Çünkü elçilerin tek görevi insanlara Allah’ın ayetlerini ulaştırmaktır. (22/49, 88/21, 6/48-50, 7/188, 18/56, 16/64, 5/49-67) Dolayısıyla her şey bu kadar açıkken eğer Kuran’da namaz olmasaydı İslam’da da namaz olmazdı.

Kuran’da namaz vardır ancak “namaz” kelimesi olarak geçmez. “Namaz” Farsça bir kelimedir ve oradan literatürümüze girmiştir. Kuran’da bunun yerine “salat” kelimesi geçer ancak salat kelimesi de sadece namaz anlamına gelmez. Salat kelimesi “güneşin hareketleriyle” birlikte kullanıldığında namaz anlamına gelir bunun dışında ise “destekleme/dayanışma” anlamında kullanılmaktadır. (Bakınız: 33-Ahzap-43/56, 9-Tevbe-99/103)

Not: Yazının sonuna “Salat” kelimesiyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için kaynak koydum.

1.”Namaz, Muhammed peygamber ile başlamıştır ve namazın nasıl kılınacağı, abdestin nasıl alınacağı vs. tüm özellikleri bize gösteren Muhammed peygamberdir.” Bu çok yanlış bir bilgidir. Kuran’ı okursanız göreceksiniz ki “namaz” Muhammed peygamber ile başlamış  bir ibadet değildir, namaz “İbrahim” peygamberden beridir var. Bakınız:

22-Hac-26: İbrahim’i Ev’in mekanına yerleştirmiştik: “Bana hiçbir şeyi ortak etme. Evimi de ziyaretçiler, orada yerleşenler, RÜKU ve SECDE edenler için temizle.”

2-Bakara-125: …İbrahim ve İsmail’e şu sözü ulaştırmıştık: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, RÜKU ve SECDE edenler için evimi temizleyin.”

14-İbrahim-40: “Rabbim, beni NAMAZI gözeten biri kıl, çocuklarımı da… Rabbimiz dualarımı kabul et.”

Hemen burada şunu da belirtmek isterim ki, namazın Muhammed peygamber ile başladığı yalanı İslam’da olmayan “Miraç Kandiline” dayanmaktır. Ayrıntılı bilgiyi yeni sekme açarak daha sonra “İslam’da Kandil Geceleri Var mı?” adlı yazımdan öğrenebilirsiniz.

2.Kuran’da nasıl abdest alınacağı yazmıyor!” diyen arkadaşlar, bakınız:

5-Maide-6: Gerçeği onaylayanlar! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin/yahut yıkayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve ellerinizi onunla sıvazlayın. Allah size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.

4-Nisa-43: Gerçeği onaylayanlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa niyetlenin. Allah Affeder, Bağışlar.

Gördüğünüz gibi Kuran’da abdest tüm “detaylarıyla” açıklanmıştır. Ne zaman alacağınız, nasıl alacağınız, neden aldığınız, abdest türleri ve abdesti neyin bozduğu (cinsel ilişki + tuvalet) hepsi “detaylıca” açıklanmıştır. Burada yazılanlar dışında abdest diye eklenenlerin İslam ile alakası yoktur. Bazı arkadaşlar şunu diyebilir: “E ağza/buruna su almak ile kulakları yıkamak nerede?” Bu tür bir uygulama İslam’ın abdest alışında yoktur. “E bunun ne zararı var, ne güzel temizleniyoruz?” Bunun zararı “Oruç Zamanı” orucunuzun, burna ve ağza bazende kulaktan aldığınız su nedeniyle bozulmasına sebep olmasıdır. Allah her şeyi düşünmüştür.

3.”Kuran’da kıbleye dönmek yazmıyor!” diyen arkadaşlar, bakınız:

2-Bakara-144: Biz senin, yüzünü habire göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir KIBLEYE seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.

Yeri gelmişken burada kısaca Kıble’nin kendimce anlamını vermek istiyorum. Mescid-i Haram malumunuz üzere Mekke’de ki Kabe’dir. Bir diğer ifadeyle herkesin Hac ibadetini gerçekleştirdiği yerdir. Kıblenin Türkçe karşılığı, “Yön/Hedef” anlamına gelmektedir. Namazımızda oraya dönmemizin sebebi Müslümanın hedefinin orası olmasıdır. Peki neden? Çünkü orada zenginde fakirde, yöneten de yönetilen de, gençte yaşlıda her dilden ve ırktan nice insan TEK RENK altında TEK AMAÇ uğrunda bir araya gelerek ne statünün ne de zenginliğin önemli olmadığını önemli olanın hep birlikte kardeşçe, iyilik için mücadele etmek ve yeryüzünde SADECE Yaratıcıya (Para/Statü vs. değil) kul olabilme mesajını bir diğer ifadeyle bu hedef doğrultusunda birleşme mesajını vermektir. Maalesef ki günümüz Müslümanları bu hedeften (kıble) çoooook uzak…

4.Kuran’da Namaz Vakitleri Yok!” diyen arkadaşlar, bakınız:

2-Bakara-238/239: Namazları ve orta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin. Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine Allah’ı, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi zikredin.

11-Hud-114: Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl. Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah’ı ananlara bir öğüttür.

20-Ta Ha-130: Artık onların söylediklerine sabret; güneşin doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih et. Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.

17-Beni İsrail-78/79: Güneşin kaymasından / aşağı sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kuran’ını da gözet. Çünkü Sabahleyin okunan (Kuran) tanık olunur. Sana özgü olarak gecenin bir kısmında namaz için uyan. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.

30-Rum-17/18: Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah’ı tesbih edip (yüceltin). Göklerde ve yerde, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz zaman da hamd, O’na mahsustur.

50-Qaf-39/40: Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından da O’nu tespih et.

24-Nur-58: Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce, öğlen vaktinde elbiselerinizi çıkardığınızda, akşam kılınan namazdan sonra… Bunlar mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında, birbirinizin yanına girip çıkmakta bir sakınca yoktur. ALLAH ayetleri size böyle açıklar. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

5.”Kuran’da, namazda kaç rekat kılacağımız yazmıyor!” diyen arkadaşlar var. Hayır, Kuran’da kaç rekat namaz kılınacağı yazılmıştır oda her vakit için 2 rekattır. Geleneksel İslam’da olduğu gibi sabah, öyle, ikindi, akşam ve yatsının ayrı ayrı rekat sayıları yoktur!

4-Nisa-101: Yeryüzünde yolculuğa çıktığınız zaman inkârcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkârcılar sizin açık düşmanınızdır.

4-Nisa-102: Sen içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir grup sizi korumak için yanınızda bulunsun ve silahlarını da yanlarına alsın. Namaza duranlar secdeye vardıklarında arkanızda bulunsunlar. Sonra namaz kılmamış olan grup gelsin ve seninle birlikte namaza dursunlar, diğer grup silahlarını alıp nöbet tutsunlar. İnkârcılar, silahlarınız ve eşyanız hakkında dikkatsiz davranmanızı ve böylece sizi ani bir baskınla bozguna uğratmayı umarlar. Yağmur ve hastalık gibi özürlerden ötürü silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yok. Ancak alarmda olun. ALLAH kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladı…

4-Nisa-103: Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve uzanarak ALLAH’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda namazı gözetiniz. Namaz, gerçeği onaylayanlar üzerine belirli vakitlerde farz kılınmıştır.

Nisa suresi 101 ve 102.Ayetlerde “güvenliğimizin tehlikede” olduğu zamanlarda Allah namazın “KISALTILMASINDA” bir sakınca olmadığını belirtiyor. Sonraki ayette de “tam olan namazın” nasıl kısaltıldığını açıklıyor. Diyor ki, bir grup namaza dursun diğerleri onları korusun ve o namaza duran grup ne vakitti ki ilk secdesine varırsa artık diğer grup gelsin ve namaz kılan grupla yerlerini değiştirsin ve kılmış olanlar bu sefer koruma görevine geçsin. Demek ki böyle durumlarda kısaltılmış namaz “bir secdeden” dolayısıyla “bir rekattan” oluşuyorsa “tam namaz” yani güvenliğin tehlikede olmadığı zamanda namazın rekat sayısı 2 olur. Kuran’ın, güvenliğin tehlikede olduğu zamanlarda bile nasıl namaz kılınacağı hakkında “detay” vermesi umarım “Kuran’da namaz yok” diyen arkadaşlar içinde ne kadar “detaylı” bir kitap olduğunun göstergesi olmuştur. Ayrıca İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi olan Abdülaziz Bayındır’ın konuyla alakalı şu videosuna bakabilirsiniz:

6.Hazır yukarıda namaz vakitlerini ve rekat sayısını vermişken bir de şu sorulara da hemen bu madde de cevap verelim. “Kuran’da kıyam, rüku ve secde ve de bunların tanımı yoktur!”, “Benim namazda elimi nereye koyacağım vs. yazmaz!” Yine Kuran ile çelişen bir bilgi daha… Kuran’da rüku, kıyam ve secdenin geçtiği birçok ayet olduğundan ve bunların hepsini buraya yazamayacağımdan size birkaç tane örnek vereyim:

22-Hac-26: İbrahim’i Ev’in mekanına yerleştirmiştik: “Bana hiçbir şeyi ortak etme. Evimi de ziyaretçiler, orada yerleşenler, RÜKU ve SECDE edenler için temizle.”
22-Hac-77: Ey iman edenler! RÜKU edin, SECDE edin; Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtulabilesiniz.

3-Ali İmran-43: “Ey Meryem, Rabbinin huzurunda SAYGIYLA EL BAĞLA. SECDEYE KAPAN ve RÜKU edenlerle birlikte RÜKU ET.

2-Bakara-43: Namazı kılın, zekatı verin; RÜKU edenlerle birlikte RÜKU edin.
2-Bakara-125: …İbrahim ve İsmail’e şu sözü ulaştırmıştık: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, RÜKU ve SECDE edenler için evimi temizleyin.”
2-Bakara-238: Namazları ve orta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda KIYAM edin.

17-İsra-107: De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, ÇENELERİ ÜSTÜ SECDELERE kapanıyorlar.”

4-Nisa-103: Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah’ı AYAKTA, OTURARAK, YAN YATMIŞKEN anın. Sükûnet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.

38-Sad-24: …Davûd, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; RÜKU EDEREK YERLERE EĞİLDİ ve Allah’a yöneldi.

48-Fetih-29: ALLAH’ın elçisi Muhammed ve beraberinde bulunanlar inkarcılara karşı sert ve kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, EĞİLİP SECDE ederek ALLAH’tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Yüzlerinde SECDELERİN izleri vardır………

Allah insanlara tanımını bilmediği şeyleri söylemez. Arapça’da kıyam, ayakta durmaktır; rüku; eğilmektir ve secde yüz üstü kapanmaktır. Bunların nasıl olacağı ayetlerde açıklanmıştır ve ayrıca bunların nasıl olacağı hususunda kılı kırk yaran detaylarla, şekilcilikle basit İslam dinini zorlamaya kimsenin hakkı yoktur! Birçok konuda detaylıca bilgi veren, eksiksiz (6/38-115) olan ve bu kitaptan sorumlu olacağımızı söyleyen (43/44) Allah, eğer bu konu mühim olsaydı “ayaktayken ellerini şuraya koy” vs. tarzında mutlaka bilgi verirdi ama bunun “serbestliğini” insana bırakmıştır. Tıpkı “haram yiyecekler bunlardır” deyip geriye yiyeceklerden hangisini yiyeceğimizin inisiyatifini bize bıraktığı gibi. Şunu da belirtmeliyim ki bunu söyleyenler kendi geleneksel inançlarıyla da çelişiyor. Bakınız x bir mezhep elini x yere koyuyor, y bir mezhep y yere koyuyor ve bu sorun olmuyor ama Allah Kuran’da “elimizi nereye koyacağımızı yazmamış” deyip ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Yani aklı çöpe atıp akıl vermeye çalışıyorlar. 🙂 Bu detaycılık, kılı kırk yarma, şekilcilik hastalığı gibi konulara Allah’ın çok güzel bir örneği var, umulur ki ders alınır.

2-Bakara-67/68/69/70/71: Hani, Musa halkına: “ALLAH bir inek boğazlamanızı emrediyor” demişti. “Bizimle alay mı ediyorsun” deyince de “Cahilce davranmaktan ALLAH’a sığınırım” dedi. “Bizim için Rabbini çağır da onun niteliğini bize açıklasın” dediler. “O diyor ki, o ne kart ne körpe, ikisinin ortasında bir düvedir. Size emredileni yapın” dedi. “Bizim için Rabbini çağır da onun rengini de açıklasın” dediler. “O diyor ki, o rengi parlak sarı bir düvedir, bakanların içini açar” dedi.”Bizim için Rabbini çağır da, onun niteliğini bize daha da açıklasın. Çünkü düveler bizce birbirine benziyor. ALLAH dilerse yolu buluruz” dediler. “O diyor ki, o düve yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir düvedir” dedi. “İşte şimdi gerçeği getirdin!” diyerek sonunda düveyi boğazladılar; AZ KALSIN BUNU YAPAMAYACAKLARDI.

Yukarıda verilen örnekte Allah Musa’nın halkından SADECE BİR İNEK KESMESİNİ İSTİYOR. Fakat halk, kılı kırk yaran detaylarla ineğin yaşlı mı genç mi? diğerlerinden farkı ne? rengi ne? gibi gereksiz sorular soruyor. Ve bu gereksiz sorular Allah’ın dediğine göre onların az kalsın ineği kesmemesine sebep olacaktı! Eğer Allah kesilecek ineğin niteliği hakkında detay vermek isteseydi mutlaka verirdi. Çünkü 31-Lokman-27 gereği: “Yeryüzünde bulunan tüm ağaçlar kalem olsa, denizlere yedi deniz eklenerek kullanılsa ALLAH’ın kelimeleri tükenmez. ALLAH Üstündür, Bilgedir.” E hal böyleyken namazın kılınmasında da “elimi nereye koyayım” vs. soruları çok anlamsız kalmaktadır. Umarım anlaşılmıştır.

CANER TASLAMAN: “Dinde olmayan zorlukları çıkarmak dinde takva değil dine ihanettir. Bu ihaneti yapanlar ise hep çelişkiler içerisindedir.”

7.Namaz için kıyafet ve namaz yerinin temizliği hakkında Kuran ne demiştir:

7-Araf-31: Ey Ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.

2-Bakara-125: Ev’i halk için bir odak noktası ve bir güven yeri kıldık. İbrahim’in makamını bir namaz yeri olarak kullanın. “Ziyaretçiler, kendini ibadete verenler ve eğilip secde edenler için ikiniz EVİMİ TEMİZ TUTUN” diye İbrahim ve İsmail’i görevlendirmiştik.

8.İslam’da “KAZA NAMAZI” yoktur! Namaz müminlere sadece belirli vakitler için farz kılınmıştır.

4-Nisa-103: Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve uzanarak ALLAH’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda namazı gözetiniz. Namaz, gerçeği onaylayanlar üzerine BELİRLİ VAKİTLERDE FARZ KILINMIŞTIR.

70-Mearic-23: Onlar ki NAMAZLARINI KAÇIRMAZLAR;

9.Namazda “NE OKUDUĞUNU BİLMEK” zorundasın!

4-Nisa-43: Gerçeği onaylayanlar! Sarhoşken, NE DEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar NAMAZA DURMAYIN. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa niyetlenin. ALLAH Affeder, Bağışlar.

Gördüğünüz gibi Allah namaza durduğumuzda elimizi nereye koyacağımızdan daha çok “ne dediğimizi bilmemizi” istiyor. Sarhoş olmuşsak bile sarhoşluğun etkisi yani “ne dediğini bilmeme hali” geçtiğinde bile namaza durabiliriz. Zaten doğrusu ve mantıklı olanı budur. Ancak geleneksel İslam anlayışında alkol alındığında 40 gün boyunca yapılan ibadetler kabul olmuyorMUŞ! [Hadisi Şerif]

İslam alemi diye geçinen özellikle de kendi ülkemin vatandaşlarının %92 Türkçe Kuran okumamış. Dolayısıyla ciddi bir çoğunluk namazında NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR. Hatta yapılan anketlere göre İmamlarımızın da %80 civarı Kuran’ı sadece Arapça okumayı ve seslendirmeyi biliyor. Hazır namazın içeriğine bu kadar girmişken bir sonraki madde de şu olsun:

10.Neden namaz kılıyoruz?

29-Ankebut-45: Kitap’tan sana vahyedileni oku. Namazı da kıl. Çünkü namaz, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki Allah’ın Zikri daha büyüktür. Allah, neler yaptığınızı biliyor.

20-Ta Ha-14: “Hiç kuşkulanma ki ben Allah’ım. İlah yoktur benden başka. O halde bana kulluk / ibadet et ve namazını, beni hatırlayıp anmak için yerine getir.

Kuran namazın insanı “iğrenç ve kötü şeylerden alı koyacağını” söyler. (Bakınız: 29-Ankebut-45) Fakat iğrençlikler ve kötülükler neden özellikle bizde? Allah, “eğer inanıyorsak üstün olacağımızı” söyler. (Bakınız: 3-Ali İmran-139) Fakat dünyada en dipte olanlar neden bu sözde “İslam alemi”? Demek ki insanların çoğu yanlış şeye inanıyor ve yanlış bir şekilde ibadet ediyor çünkü ne dediğini bilmeden ibadet ediyor. Gördüğünüz gibi namaz: Allah’ı hatırlamamız, onu anmamız ve bizi ne dediğimizi bilerek okuduklarımız doğrultusunda kötülüklerden ve iğrençliklerden alı koymamız içindir. Bizi sürekli düşünmeye, sorgulamaya ve düşüncelerimize aykırı yaşamamaya sevk eden bir ibadettir. Düşünün, bu kitap İngilizce indirilmiş olsaydı anlamını bilmeden İngilizce ibadet etmeyi mi yoksa ne dediğinizi bilerek ibadet etmeyi mi tercih edecektiniz? Ve hangisi daha verimli olacaktı?

11.Şimdi vereceğim ayette göreceğiniz üzere namazda SADECE KURAN’DAN OKUMAK ZORUNDAYIZ. Oysa şimdiki namazlarda “ettehiyyatü” gibi uydurulmuş ve sonradan namaza sokulmuş dualar vardır. “E bunda ne sorun var ki, ne güzel dua ediyoruz?” diyebilirsiniz, hele de zaten namazınızda ne dediğinizi bilmiyorsanız bunu demeniz çok doğaldır. Sorun şu ki Allah, “Kuran’dan okuyacaksın” diyorsa, bunun lamı cimi olmadan Kuran’dan okuyacaksın arkadaşım bitti(.) Sence Muhammed peygamber farklı mı yaptı? Bende İstiklal Marşından bir bölümü çok seviyorum diye ekleyeyim o zaman?

73-Müzemmil-20: … Öyleyse Kuran’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. …
29-Ankebut-45: Sana vahyetmiş olduğumuz oku ve namazı gözet. …

Öte yandan gelin size Ettehiyyatü duasının Muhamed peygamber tarafından namaza sokulmayacağının mantıki izahını da yapayım. Şu iki kısma dikkat edelim:

  1. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh
    Ey Nebî! Allah’ın selâmı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun.
  2. Eşhedü en lâ ilâhe illAllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlühü.
    Şahâdet ederim ki, Allâh-ü Te’âlâ birdir ve yine şahâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür.

Gördüğünüz gibi Muhammed peygamber hiç kendisine namazda selam söylemiş olabilir mi? Ya da kendi kendisine şehadet etmiş olabilir mi? Ki zaten İslam’da ki gerçek şehadette böyle değildir. Onu bile bozup başka şekilde uydurmuşlar. İslam’da ki Şehadet hakkında daha sonra, “MUHAMMED PEYGAMBERİ PUTLAŞTIRMAK!” adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Ayrıca bu madde içerisinde şunu da belirteyim, “Namaza Fatiha ile başlamak zorundasın!” “Namazı sadece İhlas suresi ile kılamazsın.” diyen arkadaşlar yanılıyor böyle bir “zorunluluk” yoktur. Allah, “kitaptan kolayınıza geleni okuyun” deyip seçimi size bırakmıştır.

12.Allah, “mescitte sadece benim adımı anmalısınız” derken “Ettehiyyatü” duası ile Muhammed peygamberde anılıyor? (Yukarıdaki iki madde de gördünüz) Hatta bırakın Muhammed peygamberi günümüzde artık falanca evliya, falanca gavs, falanca şeyh ve falanca bilmem neler anılıyor!

72-Cin-18: Mescidler sadece Allah’a aittir; öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın.

13.Arapça namaz kılmak zorunda değiliz! Allah namazı Arapça kılın diye emretmiyor; anlayarak, ne dediğinizi bilerek kılmamızı emrediyor! Ama günümüz insanları bunun tam tersini yapıyor. İslam dinin tek kaynağı olan Kuran, Diyanet’in görevlileri tarafından vatandaşlarımıza onların anlayacağı anadilde öğretilmek yerine onlara sadece bu kitabı Arapça okumayı öğretiyor. Peki bir kitabı bilmediğim ve hiçbir şey anlamadığım dilde sadece okumamın bana ne faydası olabilir? Peki bunu birde namazımda bilmeden okumanın ne anlamı var? Allah’ın yolladığı ve Muhammed peygamberin büyük mücadelelerle bana ulaştırdığı bu kitabı anlamadan okumanın ne anlamı var? HİÇBİR ANLAMI YOK! Birçok ayetin sonunda belirtildiği gibi Allah üstündür, bilgedir. Dolayısıyla Allah muhakkak her dili de bilendir!

43-Zuhruf-3: Biz, ANLAYIP DÜŞÜNMENİZ İÇİN onu Arapça bir Kur’an kıldık.

Bakınız Kuran’ın Arapça inmesinin sebebi hem elçinin hem de o bölgedeki insanların anlayabileceği ve düşünebileceği bir dilde olmasından kaynaklanmaktadır. Yani aslında Kuran Arapça değildir, Arapça olan onun harfleridir, esas olan Kuranı okuduğunda anlamaktır, esas olan namazında okuduklarını anlamaktır! Esas olan Kuran’ı hayatına taşıyabilmektir. Kaldı ki Arapça okumayı bilmeyen kişiler namazların da bilmeden söyledikleri o Arapça kelimeyi yanlış okuduklarında örneğin, “seviyorum” diyeceğine “sövüyorum” diyede bilir. Bakınız İncil ve Tevrat neden Arapça değil de Aramice ve İbranice dillerinde indirilmiştir? Çünkü toplumun anladığı dil odur. O halde dili kutsallaştırmayı bırakın ve kendi dilinizde inandığınızı iddia ettiğiniz kitabı lütfen okuyun.

14.Namazda “huşu” içinde olmalıyız. Huşu, TDK’ya göre: 1.Alçak Gönüllülük 2.Tanrı’ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olmadır.

23-Muminun-2: Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.

2-Bakara-238: Namazları ve orta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah’ın huzurunda kıyam edin..

15.Namazda “ses tonumuz” nasıl olmalıdır? Bakınız:

17-Beni İsrail-110: …Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisinin ortası bir yol tut.

Yine geleneksel İslam anlayışı içerisinde yanlış olarak yapılan bir durumdur bu. Zira bizim vatandaşlarımızın çoğu namazını “sessiz” kılmaktadır. Halbuki Kuran’a göre doğru olan kimseyi rahatsız etmeyecek ancak kendi kulağımızın da işiteceği bir tonda oda ne dediğimizi bilmek ve odaklanmak adına orta bir ses tonunu seçmeliyiz. Ayrıca bir kez daha Kuran’ın ne kadar “detaylı” bir kitap olduğunu bunun aksini belirten ve onu tek başına yetersiz gören arkadaşlar için göstermek istiyorum umarım “ses tonuna” kadar detay veren Allah’ın kitabı artık yeterli görünmeye başlanır. 🙂

16.Elverişsiz bir durumdaysak nasıl namaz kılabiliriz? Bakınız:

2-Bakara-239: Bir kaygı ve endişeniz varsa, yaya veya binmiş olarak (namazı kılın.) Güvene kavuştuğunuz zaman, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah’ı anın.

4-Nisa-101: Yeryüzünde yolculuğa çıktığınız zaman inkârcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkârcılar sizin açık düşmanınızdır.

2-Bakara-239.Ayet bize aynı zamanda namazda “şeklin” önemli olmadığını veya daha doğru ifadeyle şeklin kutsanmamış olduğunu/illa böyle yapacaksın demediğini göstermektedir. Bakınız elverişsiz bir durumda “binek” üzerinde dahi namaz kılabiliyoruz. E binek üzerinde normal durumdaki gibi namaz kılamayacağımıza göre umarım bu ayet namazı “şekilciliğe” indirgeyen arkadaşlar için ders niteliğinde olmuştur.

17.Kuran’da namazın başlangıcı olan “tekbir, rükuda söylenen sübhane rabbiyel azim ve secdede söylenen sübhane rabbiyel ala yazmıyor” diyen arkadaşlar, bakınız:

74-Müdessir-3: Rabbini “TEKBİR” et.
56-Vakıa-96: Artık Rabbini “AZİM” ismi il tesbih et.
87-A’la-1: Rabbini “ALA” ismini tesbih et.

Görüldüğü gibi namazın başlangıcı olan tekbir etmek yani “Allahu Ekber” yani “Allah Büyüktür” demek Kuran’da vardır. Daha sonra rükuda Allah’ı “Azim” ismi ile anmak ve secdede Allah’ı “Ala” ismi ile anmakta Kuran’da vardır. Burada kısaca “azim” ve “ala” kavramlarına değinmek istiyorum. Azim = Büyük, Ala=Üstün/Yüce anlamına gelmektedir. Dolayısıyla biz rükuda, Büyük olan Rabbim her türlü kusurdan uzaktır.diyerek ona boyun eğiyiyoruz; secde de ise En yüce olan Rabbim her türlü kusurdan uzaktır.diyerek onun yüceliğinin karşısında “bilinçli” olarak vücudun en savunmasız hali olan yüzüstü yere kapanarak Allah’ı bu şekilde tesbih ediyoruz.

19.Kuran’da ezan yok!” diyen arkadaşlar, Kuran’da ezan yani Türkçe karşılığı olan “çağrı” vardır ancak bunun içeriği ya önceden belirlenmiştir ya da içeriğinin belirlenmesi Müslümanlara bırakılmıştır. (Tıpkı Hristiyanların çağrısının “çan” olması gibi) Bu yüzden ayrıca Kuran’da belirtilmemiştir. Zira Kuran aynı zamanda önceki kitapların (İncil-Tevrat) “tasdikleyicisi” olarakta inmiştir. Bakınız:

5-Maide-48: Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik…..

3-Ali İmran-3: Sana bu kitabı, kendisinden öncekileri onaylayıcı olarak gerçekle indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i de indirdi….

Peki Kuran’da ezan yani “çağrı” nın olduğuna işaret eden ayet nedir? Bakınız:

62-Cuma-9: Ey inananlar! Cuma günü, namaz için ÇAĞRI yapıldığında, Allah’ı anmaya/Allah’ın Zikri’ne koşun. Alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

Dolayısıyla ezanın sözleri “şirk” yani Allah’a “ortak koşan” ifadeler içermediği sürece Müslümanlarca belirlenebilir, nitekim Kuran’dan anlaşılana göre de belirlenmiştir. Ancak günümüze kadar gelen ezanın tahrif edildiğini düşünüyorum. Zira Şia farklı bir ezan (Ali’yi eklemiş) okuyor; Sünniler farklı bir ezan (Muhammed peygamberi eklemiş.) okuyor. İnternette yaptığım araştırmalara göre ise ilk ezanın sözlerinin sadece Allahu Ekber (*2) ve La İlahe İllallah (*2) ‘tan oluştuğunu okudum. Doğrusu bu konuda ne söylersem yanlış olabileceğinden sadece şunu söyleyebilirim, Kuran’da ezan (çağrı) var ve bunun sözlerinin şirk içermediği sürece belirlenmesi Müslümanlara bırakıldığını görüyorum.

20.Kuran’da niyet etmek yok!” Evet okuduğum kadarıyla Kuran’da “niyet etmek” diye bir kavram görmedim demek ki bu farz olan bir şey değil yine kişiye bırakılmış bir şeydir. Zira 16-Nahl-19 gereği “Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.” Dolayısıyla Allah ne niyetle namaza durduğumuzu da bilir. Ben niyetimde şu ayeti söylerim: 6-En’am-162: De ki: “Benim Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm evrenlerin Rabbi olan ALLAH içindir.” der namazıma başlarım. 🙂

21.”Peki namazda ne okumalıyız, sen ne okuyorsun?” Diyen arkadaşlar varsa hazırlarken Emre Dorman’ın “Duamız Olmasa Ne Önemimiz Var”Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kuran’ın Öğrettiği Dualar” ve Kuran’ın bizzat kendisinden faydalanarak şu şekilde bir word belgesi oluşturdum dileyenler buradan indirebilir: Namazda Okuduğum Dualar/Ayetler

Yazımı şimdilik burada sonlandırıyorum ancak aklıma namazla ilgili yazılabilecek başka şeyler geldikçe veya Kuran’ı okuyup yeni şeyler buldukça bu yazıyı güncelleyeceğim. Kuran’ı okumuş ve Kuran’daki namazı bilen arkadaşlar varsa ve buraya eklenmesi gereken maddeler olduğunu düşünüyorsalar yazının altına yorum olarak yazabilirler. Ayrıca siz yazmadan cevaplayayım “Kuran’da Cuma Namazı Var mı?” sorusunu ayrı bir yazıda yazacağım. Son olarak Hüseyin Kemal Gürger’in, Gürkan Engin’in ve Sonia Cihangir’in “Salat” kavramı üzerine yaptığı araştırmaları izlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca KALEM ZADE’nin Salat yazısını da okuyabilirsiniz: Salat mı Namaz mı?

Reklamlar