Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla,

Bugün bu yazımda “Siyam/Oruç” kavramı üzerine yazacağım, yinede her şeyin en doğrusunu Allah (C.C) bilir. Yorum olarak eleştirilerinizi, düşüncelerinizi yazarsanız memnun olurum.

Oruç” kelimesi bizim literatürümüze Farsçadan girmiş bir kelimedir. Bu kelime Kuran’da “Oruç” olarak geçmez, “Siyam” şeklinde geçmektedir. Oruç diğer ilahi kitaplarda da geçmektedir. Dilerseniz, İncil Matta 6.Bölüm 16 ve 18.Cümleleri ve 9.Bölüm 14 ve 15.Cümleleri ile İncil Luka 18.Bölüm 9 ve 14.Cümlelerine ve Tevratta Yeşaya Bölümünün 58.Babı 1 ile 14.Cümlelerine bakabilirsiniz.

“Savm” Kelimesi: Yemek, konuşmak, yürümek türünden bir fiili yapmaktan kendini tutmak geri durmak anlamında bir kelimedir. Gitmekten veya yemden kendisini geri tutan ata “saimun” denmiştir. Sakinleşen durgunlaşan rüzgara, güneşin göğün ortasında durduğu düşünülerek öğle vaktine de “savmun” denmiştir.

Kısa bir kavram tanımlaması yaptıktan sonra şimdi de Kuran’da “Siyam/Oruç” un anlatıldığı 2-Bakara- 183/184/185/186/187.Ayetlere bakalım.

2-Bakara-183: Ey iman sahipleri! “Siyam/Oruç” sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede sakınmanız/korunmanız umulmaktadır.

Bu ayetten gördüğümüz üzere “Siyam/Oruç” bizden önceki “iman sahipleri” tarafından uygulanmış ve bu uygulama bizler içinde yazılmış (Farz) bir ibadettir. Buradan şunu da anlıyoruz ki “Siyam/Oruç” namaz gibi Muhammed peygamber ile başlamamış çok öncelerden beridir yapılmaktaymış. Ayetin devamında “Siyam/Oruç” ile bizim sakınmamız/korunmamız öngörülmektedir. Peki bu sayede nasıl sakınıyoruz? Kuran’a Sor

2-Bakara-184: (Oruç/Siyam) Sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. “Siyam/Oruç“a zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim gönüllü olarak hayır işlerse o onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, “Siyam/Oruç” tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Bu ayetten gördüğümüz üzere “Siyam/Oruç” sayılı gündedir. “Sayılı Gün” ifadesinin Arapçası olan “Eyyamen Madudat” kelimesi Arapça’da 3 ila 10 gün anlamına gelmektedir. Nitekim 2-Bakara-196.Ayette bunu doğrulamaktadır. Ancak söz konusu ayette “Edip Yüksel’in” de belirttiği üzere zamir, ayın tamamına yönelik kullanıldığından Ramazan ayının tamamını kapsayan bir “sayılı günden” bahsedilmektedir.

Ayetten gördüklerimize devam edelim. “Siyam/Oruç” un hasta veya yolculuk halinde olanlar için bir kolaylık getirdiğini ve “tutamadıkları gün kadar başka günlerde tutma” imkanı sağladığını görüyoruz. Oysaki hadisler ile tahrif edilmiş ve Muhammed peygambere iftiralar atılmış geleneksel İslam anlayışına göre ise 1 gün oruç tutmamanın cezası olarak  “61 gün oruç kefareti” vardır. Bunu “İslam’i” araştırmalarda çok popüler olan şu siteden İslam’da olmayan tüm detayına kadar okuyabilirsiniz: Sorularla İslamiyet 🙂

Ayetten gördüklerimize devam edelim. Allah’ın “Siyam/Oruç” tutamayacak durumda olanlara sağladığı diğer bir kolaylık ise “fidye olarak yoksulu doyurmak” olduğunu görüyoruz. Diyelim ki kişi bunu da parasal olarak imkanı olamadığı için yapamıyorsa gördüğünüz üzere Kuran yapamadığı için onu cezalandırmıyor. Ama ayetin son cümlesinin belirttiği üzere, “Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” dolayısıyla oruç tutabiliyorsanız tutun.

2-Bakara-185: Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak hidayetten kanıtlar getiren Kuran’ın indirildiği aydır. O halde bu aya ulaşanınız onu “Siyamlı/Oruçlu” geçirsin. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah’ı yüceltmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.

Bu ayetten gördüğümüz üzere Ramazan ayının en önemli özelliği, “İnsanlara kılavuz olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak hidayetten kanıtlar getiren Kuran’ın indirildiği ay” olmasıymış! O halde bu ayı oruçlu geçirmenin yanında “Kuran ayı da” olduğu için bu süre zarfında ayetin sonlarında belirttiği üzere Rabbimizi “yüceltmek ve şükretmek” için hem oruç tutalım hem de (Türkçe) Kuran’ı anlayarak okuyup İslam’daki doğru ve yanlışları görelim, gösterelim inşallah.

97-Kadr-1/2/3/4/5: Biz o Kur’an’ı Kadir gecesinde indirmeye başladık. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner. Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar.

İslam’da “Kandil Günleri” olmadığı gibi Kuran’a göre sadece “Kadir Gecesi” vardır ve Kuran’da bu ayda inmeye başlamıştır. Ayrıca “Kadir Gecesi” nin geleneksel İslam’ın dayandırdığı anlamdan çok başka bir anlamı vardır, dileyenler daha detaylıca şu yazımı okuyabilir: “İslam’da Kandil Günleri Var Mı?

Ayrıca 2-Bakara-185.Ayetteki “Şehru ramadânellezî” kelimesinin kavram çalışmasına Kuran’ı Mümince Anlamak ve Gürkan Engin adlı sitelerden bakarak neden Ramazan ayında oruç tutulduğunu ve neden Hilal hareketlerine (Ay takvimine) göre Ramazan ayının belirlendiğini Kuran ayetleri ışığında detaylıca yeni sekme açarak bakabilirsiniz.

2-Bakara-186: Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

Bu ayetten gördüğümüz üzere Allah, bize pek yakın olduğunu, dua edenin duasına karşılık vereceğini ancak bizimde onun çağrısına/davetine karşılık vermemizi ve ona iman etmemizi istiyor ki bu şekilde doğru yolu bulalım. Peki doğru yol ya da Allah’ın bize çağrısı nedir, nerede yazar? Tabi ki Kuran. O halde Kuran’ı anadilimizde okuyalım, anlayalım ve hayatımıza tatbik ederek Allah’ın çağrısına karşılık verelim ki oda bizim çağrımıza karşılık verebilsin.

2-Bakara-187:Siyam/Oruç” gecesi eşlerinize yaklaşmak size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir, siz de onlar için giysisiniz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını dileyin. Şafağın beyaz ve siyah ipliğini birbirinden sizce ayırt edinceye kadar yiyin, için. Sonra geceye kadar “Siyam/Oruç” u tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda eşlerinizle cinsel temas kurmayın.  İşte bunlar Allah’ın yasaklarıdır/sınırlarıdır bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.

Bu ayette gördüklerimize göre Allah, insanların nefislerine ihanet ettiğini bildiği için oruç geceleri eşlerimizle “cinsel ilişki” de bulunmamızı geleneksel İslam anlayışının aksine helal kılmıştır.

Bu ayetten gördüğümüz bir başka şey Ramazan’da oruç tutabilmek için Allah’ın üç sınır belirttiğidir: 1.Yemeyeceksin 2.İçmeyeceksin 3.Oruç vaktinde cinsel ilişkiye girmeyeceksin. Hepsi bu kadarken utanmadan “adetliyken oruç tutulmaz” diye hadis uydurmuşlar! Kuran adetli olma durumunu 2-Bakara-222.Ayette “Hastalık/Rahatsızlık” olarak ifade eder. Eğer kadınlar oruçlu olduğu zamanlarında adet görür ve eğer kendilerini hasta veya rahatsız hissederlerse yukarıda 2-Bakara-184’te Allah, “hastayken” başka zaman tutabilirsiniz dediği için başka zaman tutamadıkları gün kadar oruçlarını tutabilirler. Ancak kadın adet görmesine rağmen kendisini hasta hissetmiyorsa oruç tutmaması için hiçbir engel yoktur. Eğer böyle bir yasak veya sınır olsaydı Allah “dördüncü bir sınır” olarak onu ayetinde belirtirdi. Fakat Allah bunu belirtmeyerek bunun inisiyatifi kadına bırakmıştır. Allah’ın söz söylemediği yerde kimseye söz söylemek düşmez!

18-Kehf-26: O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.

Oruçla ilgili olan bu ayetten gördüğümüz diğer bilgi ise orucun vaktidir. Diyanet, Kuran ayetlerine göre kesinlikle imsak vaktini yanlış belirlemektedir ve bu hatası medyada çok fazla yer alınca kendi çevirisini kendi lehine olacak şekilde değiştirme hatasına dahi gidebilmiştir! Allah, “Şafağın beyaz ve siyah ipliği birbirinden sizce ayırt edinceye kadar yiyin, için.” diyerek güneşin doğuşuna kadar vaktimizin olduğunu açıkça belirtmesine ve “sizce ayırt edilinceye kadar” demesine rağmen Diyanet, insanlara bırakın daha güneşin doğmasını gecenin zifiri karanlığında (03:00-03:30+) oruca başlattırmaktadır ve kendi mealinde “sizce” ibaresini de kaldırtmıştır! İşin enteresanı Diyanet 11 ay boyunca imsakı hiç değiştirmemekte, geriye almamakta ama ne zaman Ramazan ayına girersek hop bir anda imsak vaktini değiştirmekte. 🙂 Böylelikle sadece oruç vakti hatalı olmamakta aynı zamanda sabah namazının da vakti hatalı olarak ortaya çıkmaktadır. Yani şöyle düşünün, siz hiç akşam namazının vakti girmeden akşam namazı kılabilir misiniz? Hayır. İşte Diyanet yılın sadece bir ayında sabah namazının vakti girmeden insanlara sabah namazı kıldırıyor!

Çok şükür ki insanlarımızda yavaş yavaş uyanmalar ve Kuran’ı anadilinde okumalar başladığı için ciddi sayıda insan artık Kuran’a göre oruç tutmaktadır. Şüphesiz bunda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi olan Abdülaziz Bayındır‘ın çalışmaları ve kamuoyunu bilgilendirmesinin de önemi yadsınamaz. Kendisi bu durumu astronomiyi bilen akademisyenler ile birlikte kutup bölgelerine kadar gidip gözlemlemiş ve bunun belgeselini dahi çekmiştir. Ayrıca Diyanet’e “gelin bu konuyu tartışalım” lafını defalarca demesine rağmen Diyanet cevap vermemiştir. Acaba neden? 🙂

Kuran’a göre olan imsak vaktinin görsel anlatımı için bu video izleyebilirsiniz.

Ayrıca İmsak vaktini Kuran’a göre gözlemleyen ve bunu Diyanet’in imsak vakti ile de karşılaştırıp sunan bu vatandaşımızın da videosuna bakabilirsiniz: 🙂

Abdülaziz Bayındır’ın Diyanetin imsak vaktini belirlediği yerden Kurana göre imsak vaktini belirlediği video. 🙂

“Şafağın beyaz ve siyah ipliğini birbirinden sizce ayırt edinceye kadar yiyin, için.” ifadesindeki “şafağın beyaz ve siyah ipliğin” in ayırt edilmesine örnek resim 🙂

İmsak

EMRE DORMAN VE CANER TASLAMAN’A GÖRE ORUCUN ANLAMI VE ÖNEMİ

HÜSEYİN KEMAL GÜRGER, SONİA CİHANGİRİN VE GÜRKAN ENGİN’İN ORUÇ ÜZERİNE ÇALIŞMALARI

Reklamlar