36-Ya Sin-69/70: Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmazda! Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Kuran) Diri olanı uyarsın ve inkarcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.

35-Fatır:22: Diri olanlarla ölüler bir değildir. Allah, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin.

54-Kamer-17/22/32/40: Andolsun Biz Kur’an’ı öğüt alıp düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

25-Furkan-30: Elçi der ki: “Ey Rabbim, gerçekten benim kavmim/toplumum, bu Kuran’ı terk edilmiş/dışlanmış bir kitap olarak bıraktılar.

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla,

Bir kitap düşünün, bu kitap Tanrı tarafından gönderilmiş olsun. Olağanüstü iddiası olan bu kitabın olağanüstü kanıtları da içerisinde mevut olsun. Elbetteki bu kitabı bize ulaştıracak ve bunun için ciddi bir mücadele verecek birde peygamber düşünün. Size ulaşan bu kitabı siz, bir an önce merak edip “ne diyormuş bu kitap!” deyip hemen açıp okumayı mı yoksa bu kitabı anlamını bilmediğiniz bir dilde okumayı mı tercih ederdiniz? Elbette ilk seçeneği seçerdiniz. Ancak günümüzde bahsettiğim bu olağanüstü iddiası olan kitap “ne diyormuş bu kitap!” deyipte okuyucu bulamamaktadır. İşin gerçekten ilginç olan yanı ise büyük bir çoğunluk (%99) bu kitabı bir kez olsun anadilinde okumamış, okumayı dahi merak etmemiş ama bu kitabın Tanrı tarafından geldiğine “kendi varoluşundan” daha büyük bir inançla inanan kitleye sahip. Çok ilginç değil mi? Durun durun! Daha asıl ilginç kısmına gelmedim. Asıl ilginç olan kısmı ise bu kitap merak edilip anadilde okunmamanın ötesinde bilinmeyen dilde “ÖLÜLERE” okunmaktadır desem ne derdiniz? Elbette düşüneceğiniz ilk şey bu kitabın “ölüyü mezardan çıkartan bir büyü kitabı” olduğu olurdu.

Bu kitap, Kuran’ı Kerimdir. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkartacağını söyleyen, doğru ile yanlışın ayırdını gösteren, içerisinde hukukun türlerini (savaş-boşanma-miras vs.), ticareti, muhasebeyi, aile hayatını, ülke yönetimini hatta çocuğun ne kadar süre emzirilmesi gerektiğine kadar detaylı konuları anlatan, küçük (mikro) ölçekten büyük (makro) ölçeğe kadar bilimsel veriler sunan, bütün kainatın yaratıcısının mesajlarını içeren, gönderilme amacımızı anlatan ve daha sayamayacağım birçok rehber olan özelliği sunan, DİRİ OLANI UYARMAK için gönderilen bu kitap, Kuran’ı Kerimdir. Hani bazıları için şimdilerde anlamı bilinmeden okunan hatta anlamının bilinmeden okunması için parayla adam tutulan, güzel seslendirmek için yarışmaları düzenlenen, evlerin en uzak yerlerine genelde dolapların üstüne tozlanmak için bırakılan, ses titreşimlerinden medet umulan, “abdestsiz dokunma çarpılırsınız ha!” denilen ve diri insanların, ölmüş insanlara okudukları kitaptır Kuran’ı Kerim!

Mehmet Okuyan: “Mezarlıkta ölülere Kuran okumak, trafik kazasında ölen adama trafik kurallarını hatırlatmaya benzer!”

Bugün bu yazımda Kuran’ı bu hale getiren ve günümüzde inanılmaz bir çoşkuyla sevilen o “ALİM” denilen kişilerin günümüz versiyonlarını size göstermek istiyorum.

Yukarıdaki videoda bir vatandaş muhtemelen Kuran’ın anlatıldığı başka bir kanalda birini izlemiş ve kısa ömürlü de olsa sorguluyor ve diyor ki, Ölünün arkasından Kuran okunur mu/Fatiha okunur mu? Nihat Hatipoğlu ise şunları diyor:

  1. Mezarda okuduğun Fatihanın bu zamana kadar zararını gördün mü? Diyelim ki Fatihanın hiçbir faydası olmasa bile en azından sana faydası var. Allah’ı zikrediyorsun, Allah’ın kelamını okuyorsun ve ölmüş kişilere hediye ediyorsun. Şimdi o hocanın söylediklerinden sonra Fatiha okumadığını düşünelim ve bunları teraziye koyalım hangisi daha zarar verir?
  2. “Bu ayette mirastan bahsediyormuş bu ayette bedirden bahsediyormuş neyden bahsederse bahsetsin ben Allah’ın kelamını okuyorum ve dua niyetiyle onlara gönderiyorum. Elbette ki dua niyetiyle gönderilen bu dua onlara varır ve onlarda bundan faydalanırlar.”

Cevap veriyorum, mezarda okuduğum Fatihanın bu zamana kadar hiçbir faydasını görmedim çünkü seninde dediğin gibi Kuran’a, “neyden bahsederse bahsetsin” kafasında yaklaştım ama anlamını bilmeden okuduğum için zararını çok gördüm! Fatihanın 5 ve 6.Ayetlerinde belirtildiği üzere “sadece Rabbimden yardım dilemeyip sadece ona ibadet etmedim!” Gittim falanca evliyaya, falanca gavsa, falanca şeyhe bağlandım ve önce ondan yardım istedim çünkü o “Allah dostuymuş!” çünkü o aracı olmazsa Allah dileğimi yerime getirmezmiş çünkü direk Allah’tan istemek şeytandan istemekmiş!

Fatihanın hiçbir faydası olmasa bile Allah’ı zikredemedim! Onun yerine O’na nankörlük edip ayetine aykırı davrandım! Çünkü ben bana gönderilmiş o ayetin anlamını bilmeden anlamsız bir şekilde “ölmüş gitmiş birine” okudum! Şimdi o hocanın dediklerini düşünerek Fatiha okumadığımı düşünüyorum ve teraziye koyuyorum, en çok zararı veren senin dediklerin oluyor NH! Çünkü senin dediklerin yüzünden Allah’ın affetmediği suç olan şirke girdim! (Bakınız: 4-Nisa-48) Hiç okumasaydım daha faydalı olurdu! En azından şirk işlemezdim! Ne kadarda rahatça ve utanmadan “neyden bahsederse bahsetsin” diyebiliyorsun! Yazıklar olsun sana!

Arkadaşlar şunu belirtmek isterim ki ölünün arkasından Kuran’ın okunması; onun ruhuna, onun rahat etmesi adına, ona sevap gitmesi adına vs. gibi kategorilerde en başta da verdiğim ayetler gereği okunmaz! Ancak Hristiyanların da yaptığı ve çok mantıklı olan mezarlık başında “Türkçe” Kuran’ı, ölüm gerçeğini size hatırlatacak, size çeki düzen verecek ve sizinle çevrenizdekilerin daha sağlıklı düşünmesini sağlamak adına “DİRİ” olana yani sizlere okunabilir. Ayrıca namazlarınızda da benimde okuduğum şu ayetleri okuyarak ölmüş imanlı kardeşlerimiz için ve hesabın görüleceği o gün adına bir temennide, bir dua da bulunabilirsiniz.

59-Haşr-10: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”

14-İbrahim-40/41: Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri salatı (Destekleşme/Namaz) özenle yerine getiren yap. Rabbimiz, duamı kabul et. Ey Rabbimiz! Hesabın Görüleceği gün, beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.

  1. Spiker soruyor, “Mezardaki kişiye Yasin okunduğunda o kişinin acısı hafifliyor mu?” Nihat Hatipoğlu cevaplıyor: Kuran’ın çok fazla yönü vardır ve bunlardan biride ölmekten olan kişilere bir sükunet bir rahmet, kötü cisimleri ve kötü varlıkları uzaklaştırma adına okunmasıdır. Çünkü Kuran’ın okunduğu yere şeytan girmez. Bu nedenle ölmekte olan kişiden şeytanı uzaklaştırmak adına Kuran okunur. Özellikle de Yasin okunur. Kuran okunmasının sebebi şeytanın adamın son nefesine kadar onu saptırmak için uğraşıp duracağından bunu engellemek içindir.
  2. Hz. Peygamber hadisi şerifinde ölülerinize Yasin okuyunuz demiştir. Ölülerden maksat iki kategori vardır. Birincisi ölmekte olan ikincisi ölmüş ve mezara gömülmüş olana okuyunuz. Bunun hiçbir faydası olmasa hatta Hz. Peygamberin o konuda hiçbir sözü olmasa bile Yasin Allah’ın kelamadır dolayısıyla kişi onu duyduğunda ruhen Allah’ın katında rahatlar.

Görüyorsunuz dimi? İnsanları hidayete ulaştırmak adına gönderilmiş Kuran, şeytanı kovma aracı yapılmış. Neymiş şeytan son nefesine kadar saptırmak istiyormuş. Şeytanın planı Kuran’da yazılıdır ve şeytan bu gibiler yüzünden gayet başarılı olarak hareket etmektedir.

7-Araf-16/17: Onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım. Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın.

Allah’ın dosdoğru yolu nedir? Kuran! Peki insanlarımız bu Kuran’ı gereği gibi okuyor mu? Hayır! Peki insanlar şükrediyor mu? Hayır! Peki Şeytan şu anda başarılı mı? Hemde baya! (%99) Peki kazanacak mı? Hayır! Çünkü vatandaş yavaş yavaş Kuran’ı merak etmeye ve Türkçe okumaya başladı.

9-Tevbe-32/32: Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’ın dışında Rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Allah’a hizmet etmekle emredilmişlerdi. O’ndan başka Allah yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir. ALLAH’IN IŞIĞINI AĞIZLARIYLA SÖNDÜRMEK İSTERLER. KAFİRLER İSTEMESE DE ALLAH IŞIĞINI TAMAMLAYACAKTIR.

Kazanamayacak çünkü Allah’ın ışığını (Kuran’ı) “ağızlarıyla” söndürmek isteyen bu din bilginleri/din adamları dediğimiz kafirlere (Kafir: Gerçeği örten demektir.) Allah izin vermeyecektir! Nitekim gözlemlediğim kadarıyla da Kuran’ı kendi dilinde okuyupta etrafa anlatanların sayısı artmaya başlamış durumda. Kuran açıkça Muhammed peygamberin bu kitap dışında din diye bir şey söyleyemeyeceğini bildirmesine rağmen (Bakınız 69-Hakka-43/44/45/46/47) utanmadan birde Muhammed peygamberin hadisi var diyor! Neymiş Muhammed peygamberin sözü olmasa bile okuyun çünkü kişi ruhen Allah katında rahatlar! Haklısın “diri olanı uyarsın” diye gönderilmiş kitap anadilde okunup anlaşılmayınca titreşimlerinden medet umulan, müzik enstrümanı sesiyle milleti ancak uyutup, rahatlatır!

Caner Taslaman: Kuran, uyutan bir melodi ve hafifçe esen bir meltem değildir; O, canlandıran bir şarkı ve batılı söküp atan bir kasırgadır.

Buda Risele Nur tayfası. Bunlarda kendi kitaplarını ölünün arkasından okuyorlar. Bunlar en azından ölümü hatırlatacak ölümle ilgili bir şey okuyorlar ama okuyan sanki RAP sanatçısı gibi çok hızlı ve anlaşılmaz okuyor. Ne deyim ki? 🙂 Arkadaşlar Kuran dışında hiçbir kaynağa itibar etmeyin ve Kuran’ı da ölmüş insanlara değil kendinize okuyun çünkü hiç kusura bakmayın ama asıl ölüler zamanında benimde olduğum gibi sizlersiniz. Açın Kuran’ı ve bildiklerinizi unutmakla başlayın neticede Allah size doğruyu öğretecektir. Selamlar.

Mehmet Akif Ersoy: “İnmemiştir Kuran bunu hakkıyla bilin ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.”

Not: Bu yazı, Nihat Hatipoğlu üzerinden “kısaca” işlenmiştir. Sizler dilerseniz bu konudaki daha birçok yanlışlığı anlatan “alim” tayfasını YouTube da “ölüye Yasin okumak” , “ölüye kuran okumak” adı altında aratıp bulabilirsiniz. Yorum olarak düşüncelerini paylaşan, beni eleştiren ve varsa hatamı düzeltenden Allah razı olsun. 🙂

36-Ya Sin-69: Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmazda! Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Kuran) Diri olanı uyarsın ve inkarcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.

35-Fatır:22: Diri olanlarla ölüler bir değildir. Allah, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin.

54-Kamer-17/22/32/40: Andolsun Biz Kur’an’ı öğüt alıp düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

25-Furkan-30: Elçi der ki: “Ey Rabbim, gerçekten benim kavmim/toplumum, bu Kuran’ı terk edilmiş/dışlanmış bir kitap olarak bıraktılar.

7-Araf-3: Rabbinizden size indirileni izleyin, O’ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

43-Zuhruf-44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.

13903363_1634144253543011_8424201093933973696_n

Reklamlar