Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla,

Bu yazı dizisinde çokça istismar edilen İslam’da ki “Savaş Hukukunu“, “Cihad” kavramını ve “IŞID” ın bunların neresinde olduğunu inşallah işleyeceğim. Yinede her şeyin en doğrusunu Allah (C.C.) bilir. Yorum olarak düşüncelerini açıklayandan, beni eleştirenden ve varsa hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun.

TANRI’NIN KUTSAL KILDIĞI CANI ÖLDÜRMEYECEKSİN.” diyen Kuran (17/33), İncil (Luka 18/20) ve Tevrat (Çıkış 20/13) gibi ilahi kitapların emirlerine rağmen nasıl oluyor da bu inançtan herhangi birine mensup kişi “inancım” böyle emrediyor deyip başkasının canına kıyabiliyor! İstatistiklere göre dünyada yapılan katliamların %90’ı “Müslümanlar” tarafından yapılmaktadır. İşin ilginci her gün 1000’e yakın insan öldürülürken bunların 900’ü Müslüman ve bu Müslümanları da öldüren yine Müslüman olmaktadır. Özellikle piyasaya IŞID gibi terör örgütü girdikten sonra bu sayı her geçen gün artmaktadır. Türkiye’de yapılan anket sonuçlarına göre “IŞID’ın yaptıklarını doğru buluyor musunuz?” sorusuna “%8 Evet ve %19 Kararsızım” diyen bir kitle oluşmuş durumda. Tabi doğal olarak tüm bunlar akla “İSLAMİYET NASIL BİR DİN!?” sorusunu getirmektedir. Ancak bu soruyu akla getirenler cevaplamak için ise sorgulama zahmetinde bulunmamaktadırlar ve bu da dünyaya İslam’ın “terör dini” olarak sunulmasına (Bakınız: A.B.D. Başkanı Trump) ve İslamofobi’nin oluşmasına büyük bir kolaylık sağlarken Orta Doğu’da ise yer altı ve yer üstü kaynaklarının dış güçlerce sömürülmesine ve Müslümanların da acımasızca öldürülmesine sebep olmaktadır.

Aliya İzzetbegoviç: “İslam güzel de Müslümanlar bunun neresinde?”

Birçok kişi (Ateistler, IŞID vs.) kendi düşüncesini meşrulaştırmak için Allah’ın dinini kullanırken “doğrunun ne olduğunu” aramak gibi endişesi olmayanlar Allah ile kandıranların tuzaklarına yıllarca kolaylıkla düşmüştür. Kendi inancım adına konuşacaksam mevzu aynen Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibidir. Müslümanlar, Muhammed peygamberin ölümünden 200-300 yıl sonra İslamiyete zarar vermek ve Kuran’ı arka plana atmak adına uydurulan hadisler/rivayetler, İslam’ın yasakladığı mezhepçilik ve İslam dışı diğer faaliyetler ile Kuran’dan aşırı derecede uzaklaştırıldı. Öyle ki bugün o kişiye Kuran ayeti ile cevap verdiğinizde size düşman bile kesilebiliyor. Müslümanlar “GELEN” din ile “GİREN” dini ayırt edemedikleri/etmedikleri için maalesef bugün bu haldeler! Lafı daha fazla uzatmadan Gelen din ile Giren din arasındaki farkları ve çarpıtmaları size göstereyim.

1. İslam’da Savaş Hukuku Nasıldır?

2-Bakara-190/191/192/193: Size savaş açanlara karşı siz de Allah yolunda savaşın. Sakın aşırıya gitmeyin/haddi aşmayın! Çünkü Allah, aşırıya gidenleri/haddi aşanları sevmez. Sizi öldürmeye kalkanları, siz de yakaladığınız yerde öldürün. Sizi sürdükleri yerden, siz de onları sürün. Baskı ve zorbalık, öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i haram da onlar size savaş açmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar sizinle savaşırsa, siz de onlarla savaşın. İşte, küfre sapanlara verilecek karşılık/ceza budur. Eğer vazgeçerlerse, artık bırakın; Allah bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır. Baskı ve zorbalık kalmayıncaya ve din Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse, zulüm yapanlardan başkasına düşmanlık yoktur. Savaşın haram olduğu aylarda, size saldıranlara karşılığını verin, dokunulmazlıklar karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, siz de ona onun saldırdığı gibi saldırın, Allah’ı kalkan edinin. Bilin ki Allah kendisini kalkan edinenle beraberdir.

İslam’ın savaş hukukuna göre gördüğünüz gibi Müslümanlar ancak kendilerine savaş açıldığında, öldürülmeye çalışıldığında, yurtlarından sürüldüklerinde, baskı ve zulüm ile karşılaştıklarında meşru müdafaaya dayanmak üzere savunma savaşını gerçekleştirebilirler. Ancak bu savaşa da iki tane sınırlandırma getirilmektedir. 1.Savaşta IŞID’ın yaptığı gibi öldürmede aşırıya gidemezsin! 2.Savaştığın taraf seninle savaşmaktan vazgeçerse sende vazgeçeceksin. Peki IŞID ayetin dediği gibi mi yoksa ayete muhalif olarak mı hareket ediyor?

22-Hac-39/40: Kendilerine savaş açılan kimselere savaş izni verildi. Çünkü onlar zulme uğratıldılar. Hiç şüpheniz olmasın, Allah onlara yardım ulaştıracak güçtedir. Onlar, Rabbimiz Allah’tır demelerinden başka hiçbir haklı gerekçeleri olmaksızın, yurtlarında çıkarıldılar…

Yine gördüğünüz gibi kendilerine savaş açılanlara uğradıkları zulüm ve yurtlarından çıkarılma sebebiyle savaşma izni verilmiştir. Yine meşru müdafaa ve yine savunma savaşı varken IŞID ne yapıyor? Zulme uğrayan tarafta değil zulmü gerçekleştiren tarafta yer alıyor! Peki nasıl oluyor da bu terör örgütü İslam ile aynı kefeye konabiliyor!

60-Mümtehine-8/9: Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever. Allah, yalnızca sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa zalim olmuştur.

Müslümanın; Müslüman olmayan, ötekiyle ilişkisi nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap veren şu ayetlere bir bakın. Gördüğünüz gibi Allah, Müslümanlara savaş açmayan, onları yurdundan etmeyen ve onları yurdundan etmeye çalışanlara yardım edenler dışındaki “herkese” iyilik yapılmasını ve adaletli davranılmasını öğütlerken IŞID ne yapıyor? “Müslüman olsun veya olmasın bizden değilse herkesin malı, canı, yurdu bize helaldir!” deyip yeryüzünde korkunç şeylere sebep olmaktadır! Peki İslam bunun neresinde!?

49-Hucurat-8/9/10: Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşursa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve her işte adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever. İnanlar ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.

Müslümanın, Müslüman ile ilişkisi nasıl olmalıdır? Müslümanların arasında sorun çıkarsa nasıl çözülmelidir?” sorularına cevap veren şu ayetlere bir bakın. Allah, inanların ancak ve ancak kardeş olabileceğinin vurgusunu yaparak kardeşlerin arasının düzeltilmesi gerektiğini söylerken buna yanaşmayan ve saldırganlığı ilk başlatan tarafla onlar barıştan yana oluncaya kadar mücadele edilmesi gerektiğini söylemektedir. Peki ya IŞID barış nedir, kardeşlik nedir bunları biliyor mu?!

8-Enfal-61: EĞER ONLAR BARIŞA YANAŞIRLARSA SEN DE BUNA YANAŞ VE ALLAH’A TEVEKKÜL ET. ÇÜNKÜ O İŞİTENDİR, BİLENDİR.

Gördüğünüz gibi Allah, Müslümanlar ile barışa yanaşan taraf olduğunda bizimde barışa eğilim göstermemiz gerektiğini söylemektedir. Peki ya IŞID bunu mu yapıyor?!

4-Nisa-75: Size ne oldu ki “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden kurtar, bize sahip çık, bize yardım et” diye feryat eden ezilmiş erkekler, kadınlar ve çocuklara rağmen hala Allah yolunda savaşmıyorsunuz? İman edenler Allah yolunda savaşırlar; küfre sapanlar ise tağut yolunda savaşırlar. O halde, şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç kuşkusuz, şeytanın tuzağı pek zayıftır.

Allah yolunda savaşmak IŞID’ın yaptığı gibi masum insanları korkunç şekillerde öldürmek, onları yurtlarından etmek, sanatsal eserleri yok etmek değildir! Allah yolunda savaşmak, zulüm uygulayan zalim ülkelerdeki masum insanları kurtarmak için verilen mücadeledir! Peki IŞID ve günümüz “Müslümanları” dünyada açlıkla, canıyla, namusuyla, yurdunu korumayla, hastalıklarla, baskı ve zorbalık altında kalan insanlara karşı kılını kıpırdatıyor mu? HAYIR! IŞID öldürüyor Müslümanım diyen de izliyor! Bu nasıl bir Müslümanlıktır? Allah durum böyleyken “size ne oluyor da bu masumlar için savaşmıyorsunuz” diye uyarıyorken milletimiz içi boşaltılmış “dua” ve “sabır” kavramları ile “Allah’ım sen yardım et” diye dua ediyorlar! Bu nasıl bir basitliktir aklım almıyor. İslam’da önce sabırla üreteceksin, çalışacaksın, eylemde bulunacaksın sonra da emeğinin sonuçları için dua edip sabırla bekleyeceksin. Öyle oturduğun yerden Adana kebap söyler gibi dua etmek İslam’da yok!

Şimdi yazacağım ayetler IŞID ve onun gibi zihniyetli radikal cemaatlerce ve Ateist sayfalarca işine gelen kısımları cımbızlanarak istismar edilen ayetlerdir. Kuran kendi kendini tefsir (açıklayan) eden bir kitaptır. (25/33) Eğer siz bir konuyla ilgili ayetin öncesini sonrasını okumazsanız, bu konuyla ilgili başka ayetler var mı diye Kuran’ın tamamına bakmazsanız doğru bir okuma yapmaz dolayısıyla kafanıza göre istediğiniz şeyleri rahatlıkla uydurabilirsiniz.

9-Tevbe-5: Haram aylar çıkınca “o” müşrikleri (l-muşrikine) bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun……

İslam’ı kullananlarda kötüleyenler de bu ayeti mutlaka kullanır. Bu ayette “herhangi bir müşrikten” bahsedilmiyor. İngilizcede nasıl ki bilinen bir nesneden bahsettiğimizde “the” takısını kullanıyorsak Arapçada da bu “l” takısı ile yapılmaktadır. O halde doğru soru bunlar hangi “bilinen” müşriklerdir?

Tevbe-1: “…Kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarıdır…

Demek ki o müşrikler Müslümanlar ile anlaşma yapmış olanlarmış. Tarih ilmine göre bu antlaşma Hudeybiye Barış antlaşmasıdır. Müşriklerden bu antlaşmaya gereği gibi uyanlar için sorun yok.

Tevbe-4: “Antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır…”  

Ancak barış antlaşmasına ihanet edenlere gelince,

Tevbe-5:  Haram aylar çıkınca “o” müşrikleri (l-muşrikine) bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe eder, destekleşmeye, dayanışmaya katılır, zekatı verirse bırakın. Allah bağışlayandır, Rahimdir.”

Burada antlaşmaya uymayanı öldürme varmış gibi gözükse de bunun şartları var.

Tevbe-12/13: “Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar ve dininize saldırırlarsa, küfrün önderlerine karşı savaşın. Çünkü onlar yeminleri olmayan kimselerdir, belki cayarlar. Yeminlerini bozan, resulü yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Üstelik size saldırıyı ilkin onlar başlattı. Korkuyor musunuz onlardan? Eğer mümin kişilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, Allah’tır.”

Gördüğünüz gibi antlaşmayı bozmak o müşriği öldürmek için yeterli bir sebep değildir o müşriğin ayrıca Müslümanlara ilk saldıran da olması gereklidir. Yani yine gördüğünüz gibi meşru müdafaaya dayanan savunma savaşından başka bir şey yok.

4-Nisa-89/90: Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla bir olasınız. Allah yolunda harekete geçinceye kadar onlardan kimseyi dost edinmeyin. Size karşı hareket ederlerse onları yakalayın, onları bulduğunuz yerde öldürün. Onları ne dost ne de yardımcı edinmeyin. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç… Allah dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse Allah size onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.

Yine “yakaladığınız yerde öldürün” kısmının cımbızlandığı başka bir ayet. Ayette inkarcılar Müslümanlara karşı harekete geçtiğinde yine meşru müdafaa ve yine savunma amacıyla savaşmaktan başka bir şeyden bahsedilmiyor. Ayrıca Müslümanlar ile savaşmayıp barış öneren, onların aleyhine hareket etmeyenlerin aleyhine hareket etmeye de izin verilememektedir.

8-Enfal-56/57: Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar. Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.

Burada koyu olarak çizdiğim yeri kırpıp servis edip “IŞID Kuran’ı uyguluyor!” diyorlar. Yahu ayetin öncesinde Müslümanlarla sürekli barış antlaşması yapıpta onların iyi niyetini suistimal edip ihanet eden bir grup var. Allah’ta bu grubun erdemli davranmadığı için bakınız “savaşta” onlara öyle bir ders verin ki bir daha sizi aldatıpta zarar vermesin diyor. Ama adam alıyor sadece orasını kırpıp servis ediyor ve hakikati arama endişesi olmayanlarda hemen “IŞID Kuran’ı uyguluyor” diye atlıyor.

47-Muhammed-4: Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın….

Bu ayette sadece ilk koyu çizdiğim yeri servis edip “IŞID Kuran’ı uyguluyor!” diyorlar. Yahu dönemin koşullarını düşünün o zaman top yok, tüfek yok, ateşli silahlar yok ne desin Allah, onlara ateş edin mi? Kılıç kullandıkları için doğal olarak bunu diyor. Yine dikkat ederseniz ayette “savaşta” boyunlarına vurun diyor. İslam’da savaş hukukunun anlatıldığı o onca ayete göre Müslümanlar savaşı ancak kendilerini savunmak üzere yapmaları emredilmiştir. Yani saldıran tarafın gene karşı taraf olduğunu gözden kaçırmayalım bu da iki. Değinilmesi gereken bir diğer kısım ayetin devamında Allah savaşta bu kişilere karşı üstün gelirseniz onları öldürmemizi değil onları “esir almamızı” sonrada “ya karşılıksız ya da fidye karşılığı” bırakılmasını emrediyor. Nedense bu kısım gösterilmiyor!

İslam’ın savaş hukukunun anlatıldığı ayetlere göre gördüğünüz gibi Müslümanlar ancak kendilerine saldıranlara, onları yurdundan edenlere, savaşı “ilk başlatanlara” ve zulme uğrayan insanları kurtarmaya karşı savaşabilirler. Bunun dışında savaşma izni olmadığı gibi savaşırken de barışa yanaşanlara karşı Müslümanlarında barışa yanaşması emredilir. Müslümanın ötekiyle ilişkisinde her zaman iyilik yapması ve adaletli davranması öğütlenirken kendi arasındaki ilişkide ise inanların kardeşliğine vurgu yapılıp inanların arası açıldığında düzeltilinceye kadar mücadele edilmesi gerektiği söylenmiştir.

İslam’da doğruluk yanlışlıktan kesin bir şekilde ayrıldığı için “DİNDE ZORLAMA YOKTUR.” (Bakınız: 2/256, 88/21-22, 50/45, 10/99) Kuran; bir insanın öldürülmesinin tüm insanları öldürmekle eş değer olduğunu yine bir insanı kurtarmanın da tüm insanlığı kurtarmakla eş değer olduğunu söyler. (Bakınız: 5/32) Bu yüzden Allah’ın kutsal kıldığı canın haksız yere (ki haklı sebep meşru müdafaadır) öldürülmesi yasaktır. (Bakınız: 17/33) Yazımın ilk bölümünü burada sonlandırıyorum umarım faydalı olmuştur. Yorum olarak düşüncelerini açıklayandan, beni eleştirenden ve varsa hatalarımı düzeltenden Allah razı olsun. Selamlar.

Reklamlar